Karabük Üniversitesinin yürüttüğü TÜBİTAK destekli proje, yangın sonrası doğanın kendi kendini iyileştirme sürecini bilimsel verilerle ortaya koyarak sürdürülebilir orman yönetimine katkı sunmayı hedefliyor.
Karabük Üniversitesi (KBÜ) tarafından yürütülen ve TÜBİTAK 1001 programı kapsamında desteklenen “Karabük Karaçam Ormanlarında Yangın Sonrası Mikorizal, Fungal Komünite ve Vejetasyon Dinamiklerinin İzlenmesi” başlıklı proje ile 2025 yılında Karabük’te meydana gelen orman yangınlarından etkilenen karaçam sahalarında ekosistem yeniden yapılanma süreci 36 ay boyunca bilimsel olarak izlenecek.
Proje yürütücülüğünü Karabük Üniversitesi Orman Fakültesi Orman Mühendisliği Bölümü Toprak İlmi ve Ekoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cumhur Güngöroğlu’nun, araştırmacılığını ise Orman Entomolojisi ve Koruma Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kamil Sarpkaya’nın üstlendiği çalışma kapsamında; hafif, orta ve yüksek şiddette yangına maruz kalmış sahalarda fungal topluluk dinamikleri ile vejetasyon süksesyonu detaylı olarak analiz edilecek.
Projede özellikle mikorizal fungusların ve fırsatçı patojenlerin ekosistem restorasyonundaki rolleri değerlendirilecek. Yangın sonrası iyileşme sürecinin yalnızca bitkisel örtünün toparlanmasıyla sınırlı olmadığı, toprak biyotasının sağladığı ekosistem hizmetlerinin sürdürülebilirliğiyle doğrudan ilişkili olduğu vurgulanıyor. Bu kapsamda fungus–bitki etkileşimleri çok boyutlu incelenerek Karadeniz iklim kuşağındaki karaçam ormanları için bilimsel temelli bir ekolojik restorasyon modeli geliştirilmesi hedefleniyor.

“Toprak Altı ve Üstü Etkileşimi Kritik Öneme Sahip”
Projeye ilişkin değerlendirmelerde bulunan Karabük Üniversitesi Orman Fakültesi Orman Mühendisliği Bölümü Toprak İlmi ve Ekoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cumhur Güngöroğlu, yangın sonrası restorasyon sürecinde toprak altı ve toprak üstü etkileşimin kritik önem taşıdığına dikkat çekerek şunları söyledi:
“Bu projelerin amacı; yangın sonrası restorasyon ve ağaçlandırmalarda, ekosistemin kendini yeniden iyileştirme sürecinde hem toprak altında hem de toprak üstünde etkili olan faktörleri ortaya koymaktır. Özellikle toprak altında mikorizal mantarlar ön plana çıkıyor. Toprak üstünde ise vejetasyonun kendini yenileme sürecinde, toprak altı ile toprak üstünün birbirleriyle nasıl ilişkili olduğunu araştıracağız.”dedi
Yangın sonrası klasik bilgilerin ötesine geçmeyi hedeflediklerini vurgulayan Güngöroğlu, “Yangın sonrası ağaçlandırma ve restorasyon tekniklerinde bilinen uygulamaların dışında, toprak altı ile toprak üstü arasındaki besin alışverişinin yeni oluşan ortamda nasıl şekillendiğini anlamak istiyoruz. Bu şekilde yangın sonrasındaki iyileşme süresini kısaltmak ve ormanı ekosistemin kendi içerisindeki besin alışverişini iyileştirerek ormanın daha iyi bir ekosistem dinamiğine ulaşmasını amaçlıyoruz.” ifadelerini kullandı.
Karabük’te Artan Yangın Riski
Son yıllarda Karabük’te yangın riskinin arttığına işaret eden Prof. Dr. Güngöroğlu, bölgedeki değişime dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu:
“Karabük’te yaklaşık 17-18 bin hektarlık kızılçam sahası bulunuyor. Daha önce ağırlıklı olarak kızılçam yangınları görülüyordu. Ancak son yıllarda karaçam yangınları da artmaya ve daha geniş alanlarda meydana gelmeye başladı. Bu durum, bölgenin yangına hassasiyetini bir derece artırdı.”
Karabük’te gerçekleştirilecek incelemelerin diğer yangın sahaları için de önemli veriler sağlayacağını belirten Güngöroğlu, sözlerini şöyle tamamladı:
“Buradaki karaçam ve kızılçam yangınlarının incelenmesi diğer yangın sahalarındaki karaçam ve kızılçam sahalarına da bilgi sağlayacaktır yangın sonrası iyileşmeler için. Özellikle de mikorizal mantarlarla fidanların veya diğer vejetasyonun ilişkisine bakıp o aradaki süreyi, yangın sonrasındaki iyileşme süresini daha çok kısaltarak hemen ormanın kendi dinamiğini iyileşme besin dinamiğini gelişimini arttırmak ve bu da biyolojik çeşitliliğe de katkı sağlayacak”
Mikorizalar “Görünmez Kahramanlar”
Proje araştırmacısı Orman Fakültesi Orman Mühendisliği Bölümü Orman Entomolojisi ve Koruma Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kamil Sarpkaya ise mikorizal mantarların ekosistem içindeki rolüne dikkat çekerek, “Mikorizal mantarlar aslında doğaya hayat veren mikroorganizmalar. Biz şu anda inanılmaz bir doğal laboratuvarın içerisindeyiz. Ormanları sadece gördüğümüz yeşil alanlar olarak değerlendirmemek gerekiyor. Bunun içerisinde göremediğimiz birçok mikroorganizma da bulunuyor ki mikorizalar bu açıdan çok önemli. “ifadelerini kullandı.
Projenin özgün yönüne ilişkin değerlendirmede bulunan Sarpkaya, “Bugüne kadar yangın sonrası toprak üstü vejetasyon ve restorasyonla ilgili birçok çalışma yapıldı. Fakat hem dünyada hem de Türkiye'de bu toprak altındaki mikorizal funguslar veya mantarlar dediğimiz canlılarla alakalı yapılan çalışmalar oldukça sınırlı. Bizim projenin genel olarak amacımız şu: Acaba yangın sonrasında doğa kendisini, kendi sağlığını nasıl iyileştiriyor? Biz bunu anlamaya çalışacağız ve bununla ilgili nasıl mekanizmalar gelişiyor bunu elde etmek istiyoruz. Aynı zamanda yangın sonrasında yapılacak olan çalışmalar, yani restorasyon çalışmaları için stratejiler geliştirmeyi planlıyoruz.” diye konuştu.
İklim Krizi ve Fırsatçı Türler de İzlenecek
Çalışma kapsamında tamamen yanmış, kısmen zarar görmüş ve az etkilenmiş alanlarda karşılaştırmalı analizler yapılacak. Sarpkaya, “ Yangınlar oluşmuş olduğu yerde doğayı tahrip ederken bazen kısmi zararlara da neden olabiliyor. Biz projemizde bunu bu şekilde planladık; tamamen yanmış alanlar, kısmi yanmış alanlar ve az zarar görmüş alanlarda doğal değişimin veya bitki iyileşmelerinin olup olmadığını, bunların mikorizalarla ilişkilerini anlamaya çalışıyoruz.”
Sarpkaya, iklim krizinin ekosistem içindeki canlılar arasındaki dengeyi değiştirebildiğine dikkat çekerek, “Biz projemiz içerisinde sadece toprağın altına bakmayacağız, aynı zamanda iklim değişikliğine bağlı olarak bu ekosistemdeki farklı canlıların birbirleriyle etkileşimlerinin ne olduğunu, olası bu tür canlıların popülasyonlarında yani artış olup olmadığını, ağaçların kurumalarına neden olup olmadığını bunları ilişkilendirmeye çalışacağız.”
_dims__1058x599.jpeg)
Bilimsel Veri Tabanı Oluşturulacak
Projenin kapsamının yalnızca toprak altı incelemeleriyle sınırlı olmadığını belirten Sarpkaya, “Proje sonunda da elde etmeye çalıştığımız şey, toprağın kendi ekosistemi içerisinde hem üzerinde bulunmuş olduğu vejetasyonla hem de toprak altında bulunan mikroorganizmalarla beraber etkileşiminin ne olduğunu ve bu iyileşmenin ne şekilde ortaya konulduğunu sistematik ve bilimsel bir çözümle anlamaya çalışacağız ve bununla ilgili de sonraki yapılacak olan çalışmalara önemli veri kaynağı ve veri girişi sağlamış olacağız."
Karabük Üniversitesi, yürüttüğü TÜBİTAK destekli projelerle orman ekosistemlerinin ve bioçeşitliliğin korunması, sürdürülebilir orman yönetimi ve iklim değişikliğiyle mücadele alanlarında bilimsel bilgi üretmeye ve kamu politikalarına veri temelli katkı sunmaya devam ediyor.